134 views 4 mins 0 Yorumlar

ALDANMA TUNUS

Tarihinde Yayınlandı Bilgi
Mayıs 13, 2019

Ticari amaçlı Tunus’a gider gelirim. Dün yine Tunus’taydım.. Şehir dışındaki Grombalia’dan bir ticari ziyaretten dönüyordum ki radyodan sabah saatlerinde laik cephenin önde gelen isimlerinden Şükrü Belaid’in motosikletli iki genç tarafından öldürüldüğünü duydum. Bir Tunus’lu kadar üzüldüm ve eyvah dedim ki ne eyvah.. Belaid saldırı sonucu hayatını kaybetmişti. Arap baharından sonra yeni yatışmaya başlayan Tunus bir anda kıvılcım gibi tutuştu. Gösteriler bir iki saat içinde büyüyü verdi. Polis halkı yatıştırmak için biber gazı kullanıp havaya ateş açmak zorunda kaldı. Haberi aldıktan bir iki saat sonra baharın kalbi ünlü Habib Bourgiba caddesini gören otoyoldan geçiyordum, ateşli kalabalığı gördüm. Toplananlar “bu ülke laiklerin , islamcıların değil” diye sloganlar atıyordu. Beraber cumhur ihtilali yapan iki kesim bir suikastle birbirine düşmüştü bile..

Otele geldiğimde televizyonu açtım. Haberlerde yapılan röportajlarda gözlüklü avrupai Tunuslular bağıra bağıra “Bunu islamcılar yaptı, onların idaresi yaşam biçimimize tehdittir, bu saldırı bunu açıkça gösteriyor, burasını İran’a çevirmek istiyorlar” diyordu. Çok tanıdık gelen naralardı bunlar.

Bütün bunların aslında ne anlama geldiğini bilmek için belki biraz arap baharına bakmak gerekebilir. Hepimizin bildiği gibi Arap baharı Tunus’tan başlamış, ülkeyi idare eden eski devlet başkanı Ben Ali Suudi Arabistan’a kaçmıştı. Ardından demokrasiyi tesis etmeye çalışan geçici idare bir seçim organize etmiş ve çıkan sonuca göre hükümete Nahda hareketini temsil eden islamcı parti getirilmişti. Laik kesim ise bundan çok rahatsız olmuş, “gelenler gidenleri aratabilir” yorumları yapıyorlardı. İhtilalden önce yıllar süren sinsi yapılanma ile eski devlet başkanının ailesine mensup bütün üyeler devlet tabakalarında önemli görevlere getirilmiş ve ticari şirketlerde ciddi hisselere sahip olmuştu. İhtilalden sonra tüm siyasi yapıdan çekilen aile mensupları ve ekonomiden çekilen para hükümete gelen devlet idaresinde tecrübesiz müslümanlara zor günler yaşattı. Direksiyonu eline viraj dönerken alan hükümet tam bir şeyleri kırmadan dökmeden ayağa kaldırmaya çalışıyordu ki Şükrü Belaid suikastı Tunus’un istikrarına, kalkınmasına, düze çıkmasına atılan bir kurşun oldu. Gerçekten bir türk olarak bu suikaste bir Tunuslu kadar üzüldüm. Çünkü bu senaryoları bizde yaşadık, bizde çok acılar çektik.. Zamanlaması, planlanış şekli ve hedeflenen kişi o kadar mükemmel ki suikastın birileri tarafından organize edildiği gayet net. Belki ABD, belki Fransa bilmiyorum.. Ama dışardan birilerinin desteklediği içerideki ergenekonvari yapılanma faaliyetlerine başlamış bile. Çıkar odakları ihtilalle ve seçimle kaybettiğini gizli planlarla geri almaya çalışıyor. Kimsenin aklına “istikrarı sağlamayı en çok isteyen hükümet niye durduk yerde muhalefetin ikinci ismini öldürtsün ki” demek gelmiyor. Kimse bu suikastten en çok islamcıların zararlı çıkacağını görmüyor.. Koskoca bir ülkeyi karıştırmak bu kadar kolay olmamalı, yazık.. Sakın aldanma Tunus.. Önünde parlak bir yol var, yaptığın ihtilal boşa gitmesin. Bugün imrenerek baktığın Türkiye bu prangalardan kurtulunca imrenilir hale geldi… Bunu unutma..

Zafer Özsatıcı